Kayıtlar

roman etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Belki de ‘İşitildik’ bir Vaka!

  “Zenginin malı züğürdün çenesini yorar” mı? Yorar! Günümüzde zenginleri yakınımızda görmeyiz pek! Ekranlarda tanık oluruz pespembe musmutlu zenginliklerine ve evet epey yorulur çenemiz! Abdülhamit devrinde “bal tutup da parmak yalayanlar”ın bir o kadar çene yorduğunu, Hüseyin Rahmi’nin 1919’da yazdığı “Hakka Sığındık” romanında görüyoruz; “Bu nefret ve husumetin sebebi bugünün müzmin dertlerinden biriydi. ‘Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar’ darb-ı meselinin hükmü açıktı… Bu kadar erzakı ne yapıyorlar? Nerelerine yiyorlar? İşte bütün mahalle açlarının merak ettiği budur.” O mahalle açlarının “suyu yok sabunu yok odunu yok”, ama o körolası burunları “av köpeği gibi” koku alıyor! “Hacı’nın mutfağından gelen kokular” yorgunluktan içi geçen kadınlara iç geçirtiyor; “Acaba ölmeden bana baklava yemek kısmet olacak mı? Hiç ummuyorum… Muharebe bitecek de… Şeker, yağ, un ucuzlayacak da… Param olacak da baklava yiyeceğim… Ölme eşeğim ölme, yoncalar bitecek… Vay talihsiz kısmetsiz Ra...

1912’de Cadı’ya inananlara çok şaşmak!!

“Müslümanlıkta iki şeyde telaş lazımdır: Kız evlendirmekte… Cenaze kaldırmakta…”  Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1912'de yazdığı "Cadı" romanının daha ilk satırlarında bu cümleyi okuyunca nedense aklıma bir siyasetçi geldi! Kendisini (ya da siyasetini) tanıtırken şöyle demişti: “Ben cenazelerde ağlayan, düğünlerde sevinen bir insanım!” Yani telaşımız çoktur, diyordu demek ki, bizi başka şeylerle oyalamayın! Onu sevinciyle bırakalım, Cadı’ya dönelim… Yeğenini evlendirmekte telaş eden kadın karakter, eski karısının ruhunun öbür dünyadan kalkıp kalkıp geldiği talihsiz adamı "damat namzedi" yapınca olaylar başlıyor! O kadar ki “rahmetli kadın"dan küçük notlar mektuplar bile geliyor kocasına, sakın üstüme evlenmeyesin, diye!  “…Öbür dünyada kırtasiye mağazaları mı var? İngiliz ticareti orada da mı geçerlikteymiş?” cümlesi trajikomik bir çizgi çiziyor okuyanın dudağına. Cadı’dan zor kurtulan önceki eşin anlatımları o kadar sahici bir seyir izliyor ki… Öncelikle bu...